Kurgular - 10
Hızlı adımlarla yürüdü
Onu bekleyen soğuk sonsuzluğa
Tereddüt etmedi bir an bile
Etrafındakilere baktı
Yüzünde tatlı bir gülümseme ile
"Üzülmeyin" dedi
"Yeniden doğuyorum"
Cellat sıcak ipi boynuna geçirdi
Ve kolu çekti,
Sessizlik.
Ben bir adım attım, sen de bir adım atasın diye değil; sana yaklaşmak için. Karşılık verirsin diye düşünmedim, inan. Hatta senin ne düşüneceğini bile düşünmedim; düşünsem bu adımı atmazdım belki de. Çünkü seni ne kadar zora soktuğumu biliyorum. Zordur birinden böyle bir adımı görmek, hele ki o kişinin seni sevdiğinden şüphen yoksa. Kalakalırsın, karşılık vermek istersin, ama senin adım atman öyle kolay değildir. Sanki bir uzvun mengeneye sıkıştırılmıştır ve görünmeyen birisi o mengeneyi sıktıkça sıkmaktadır. Ya bıraksınlar kurtulayım veya kopsun dersin; ama ne kurtulmak kolaydır ne de uzvundan vazgeçmek. Acı beynini kemirirken hangisinin daha iyi olacağını düşünmeye çalışırsın ama odaklanamazsın. Cellatına bırakırsın kararı isteksizce ama lanet olsun ki o da sadece işkenceyi uzatmaktadır. Ne yapacağını bilememek o anda, işte böyle acı verir.
Böyle hissedeceğini bile bile bu adımı neden attığımı sorma bana.. Benim de farklı bir acıyla iç içe olmadığımı nereden biliyorsun? Ben kurtuldum acımdan, bir an bile olsa. Bir bebek adımı yaklaştım sana. Hem bebek adımı atmak, kocaman ama yanlış adımlar atmaktan iyidir. Vaktim var, zaten beklediğim süreyi düşünürsen daha çok vaktim var.
Ben sana yaklaşırken sen bu adım karşısında ters yöne kaçabilirsin, bu ihtimali düşünmedim değil. Her ne kadar küçük de olsa bu adımıma karşılık bana yaklaşacak bir adım atma ihtimalin var; hep dediğim gibi, ben küçük ihtimallerin adamıyım. O küçük ihtimaller hep daha kıymetli benim gönlümde. Varsın, gerçek olmasınlar; ya olurlarsa?
Üzüldün; üzülme. İnsan böylesine sevdiğine kıyamaz; ben sana kıyamam. Şaşırdın; şaşırma. Sana ne zaman adım atacağımı söylemeyeceğimi söylemiştim. Sıkıldın; sıkılma. Seni sıkmak için atmadım bu adımı. Düşünüyorsun; düşünme. Ne yapacağını düşünme, hemen bir karar verme. Ne zor olduğunu biliyorum adım atmanın; o yüzden acele etme.
Ne garip değil mi? İnsan bu kadar isterken diğerini, bir adım nasıl da şaşırtıp elini bağlıyor. Halbuki hep bunu düşlemesine rağmen. İstemiyorsan da bırak, düşlerde yaşayalım. Ona da razı bu yorgun gönül.
Bu kez sana bir şey sormayacağım. Unutma; ne sen mahkumsun, ne de ben cellat.
Eray ÇINAR, 08/02/2007